(Source: afilimeczup)

ben çok zamandır kayboldum
bir gülüşün düşün peşinde
sen nerdeysen gel bul beni
düşler için- gülüşler içinde

yüzyüzeyken konuşuruz


Çizgi filmler mi izlesek?
Hiç bir yere de gitmesek
Hiç kimseleri görmesek
Ama açlıktan da ölmesek iyi

"bir selâm versem bütün ışıkları yanar gözbebeklerinin kopmuş gemilerimi birer birer rıhtıma bağlar"

turgut uyar

(Source: 2076, via rihannanindudaklari)

(Source: maviteneke, via romeovejuliet)

senin yüzün denize inen sokaklar
dörtyol ağızları, su saatleri senin yüzün

ne zaman eğilsem yüzüne ben
yüzün erkenden açan çarşılar

sen ki bir nilüfersin ölçüsüz uyaksız
anla ki beyaz, masmavi hohlarım seni

sanki çok uzun bir şiire çalışıyorum da ben
yüzün ona en uzun uyaklar düşürüyordur

hem kim bilir yüzünden sürülmüş
bir düzyazıyımdır belki de ben

ilhan berk

Yanıma gelirsen eğer
İçimde eritirim seni
Kardan sonra güneş
Günden sonra gece de öyle
Ben eritirken
Sen erirken
Seveceğiz birbirimizi
Yüzüme bakarsan eğer
Dokunurum sana
Hava ile kuşlar
Denizle kıyı da öyle
Ben dokunurken
Sen dokunurken
Duyacağız birbirimizi
Şarkımı söylersen eğer
Kaybolurum sende
Denizde damla
Şehirde insan da öyle
Ben kaybolurken
Sen ararken
Bulacağız birbirimizi

bülent ortaçgil - sevgi

"Hayır" dedi Küçük Prens. "Ben kendime dost arıyorum. Evcilleştirmek ne demek?"

"Çoktan unutulmuş bir şey" dedi tilki. "Bir anlamda, ‘bağ oluşturmak’ diyebiliriz buna.

Sen benim için, diğer yüz bin oğlan çocuğuna benzeyen bir oğlan çocuğundan başka bir şey değilsin şimdilik. Sana ihtiyacım yok. senin de bana ihtiyacın yok. Ben de senin için, diğer yüz bin tilki gibi bir tilkiyim yalnızca. Ama beni evcilleştirirsen, birbirimize ihtiyaç duyarız. Sen benim için dünyada bir tanecik olursun. Ben de senin için dünyada bir tanecik olurum.

Yaşamım çok tekdüze. Ben tavuk avlamaya çıkarım, insanlar da beni avlamaya çıkarlar. Bütün tavuklar birbirine benzer, bütün insanlar da birbirine benzer. Bu yüzden biraz canım sıkılıyor doğrusu.

Ama beni evcilleştirirsen, yaşamıma güneş doğmuş olur. Diğerlerinin hepsinden farklı bir ayak sesi tanıyor olurum o zaman. Başka bir ayak sesi duydum mu yerin altına kaçmam gerekir. Ama seninki tıpkı bir müzik sesi gibi, beni inimden dışarı çağırır.

Şuraya bak! Bu buğday tarlasını görüyor musun? Ben ekmek yemem. Buğdayın bana yararı yok çünkü. Buğday tarlaları bana hiçbir şey hatırlamaz. Ne yazık, değil mi? Ama, senin saçlarının altın rengi. Yani, beni evcilleştirirsen, müthiş olacak! Altın rengi buğdaylar, bana seni hatırlatacak. Ben de başaklardaki rüzgar sesini seveceğim.

N’olur…

Evcilleştir beni!”

(Source: ayzeinstein)